Memoires Of A Geisha
Dayanamadım vallahi. Haftaya (10 şubat) vizyona girecek ama ben sabırsızlıkla DVDSCR olarak geçen hafta indirdim. 3 gün öncesine kadar da altyazı bekledim. Nihayet bulduğum ilk altyazıyla filmi izledim. İyi bir altyazı değildi. Yine de beni tatmin etti (şimdilik). Bir kaç küçük Japonca dialog çevrilmemişti. Fakat filmin hemen hemen bütünü İngilizce olduğu için pek problem de olmadı..
Filmi sabırsızlıkla izlediğimi söyledim. Uzun zamandır da bekliyordum. Yine de beklentilerim bu denli değildi. Filmden bir şeylerin tadını eksik alacağım veya zaman zaman sıkılacağım gibi hissediyordum. Film 2 saati biraz aşkın olduğu için bu düşüncem biraz daha körüklenmişti. Elbette sadece birer düşünceydiler ve filmi tüm önyargısızlığımla izledim. Beğendim!..
Efem başrolde çok sevdiğimiz, saygı duyduğumuz, şirin mi şirin Ziyi Zhang ablamızı görüyoruz. Eh, bu da filme ayrı bir çekicilik katıyor. Pudranlanmış bembeyaz yüzünde kıpkırmızı rujuyla küçük, sevimli dudakları, simsiyah kaşları ve boncuk misali, ıslak gözleriyle izleyiciye tam bir görsel ziyafet sunuyor. Yanına da uzak doğunun o güzel günbatımı manzaraları eklendi mi, ‘dadından yinmez!’.. Öyle bir şey.
Filimi izlemeden önce bir afişini görmüştüm, bir de filmin adından “bir geyşanın anıları”nı anlattığını biliyordum. Sonuna kadar merakla izledim. Ve benim için sürpriz sonla biten filmlerden biri oldu. Belki bir şeyler az çok tahmin edilebilirdi. Ama bu kadar da değil. Zaten film sadece sonu ile değil, içeriğiyle de sürpriz doluydu. Her zaman beklemediğim çeşitli şeylerle karşılaştım..
Ziyi Zhang dedim (ki kendisini yakın zamanda 2046‘da izleyeceğim.), uzak doğunun mükemmel günbatımı manzarası dedim. Ama bu kadar da değil. Keyifle izlenesi danslar, Yôko Narashi’nin hoşluğu.. Süperdi.
Aynı zamanda film geyşa kültürünü de tanıtıyordu izleyiciye.. Evet, başlıbaşına bir kültür bu. Film geyşalığın bir hizmetçilik veya fahişelik olmadığını anlatıyordu. Tabi propaganda değildi (: Aynı zamanda bir geyşa için, geyşa olmanın önemi ve onuru.. Etkileyici faktörlerden biriydi elbette bu ama..
Filmdeki mücadele, zafere ulaşma yolunda çalışma, aşkın güzelliği, ufak bir umudun getireceği yenilikler, inssanların umut doluyken yapabileceğini gösterme. Kesinlikle mükemmeldi. Doğrusu bu konuda da bana bir şeyler katmadı değil. İzleyen herkese de ufak da olsa bir şeyler armağan edecektir bu film.
Bir yandan umudu, zafere koşma yolundaki mücadeleyi görürken de, diğer bir yandan acı çekmeyi, ezilmeyi, güç kaybetmeyi (ama belki yılmamayı), duygusallığı görüyoruz. Kimi zaman içimiz parçalanıyor “yapılır mı lan bu!?” diyoruz. Kimi zaman kahramanı destekleyip arkasından “hadii hadii” diyoruz. Bazen küçük sürprizlere sevinip, bazen de küçük sürprizlere iç buruyoruz. “ahh ulan, keşke…” diyoruz.
Film bittiğindeyse anca saygı ve takdir ile alkışlayabiliyoruz…
Filmdeki ‘quote’lere ise deyinmeyeceğim, spoiler olmasın diye yazmadığım bir çok şey gibi..
Bu yazıyı 02 Şubat 2006 tarihinde SanalCafe‘de yazdım ve açıldıktan sonra NeIzledim?com‘a taşıdım.
Not: Bu filmi vizyona girdiği zaman sinemada tekrar izledim. Üzerine bir de kitabını okudum. Gerçekten çok güzel…
Dram, Romantik, featured kategorisinde |

