Recep İvedik 2
Şubat 22nd, 2009
Recep İvedik 2′yi geçen Pazar günü SanalCafe‘nin 27. Sinema Organizasyonu ile izledim. Bu kadar geç yazmamın nedeni gribimle birlikte, filmi anca hazmedebiliyor olmam. Hiç izleme gafletinde bulunmayacak olmamama rağmen gerek kullanıcı talepleriyle, gerekse filmin tüm salonları ve hatta vizyon haftasını işgal etmesiyle; organizasyonu düzenlerken bu filmi seçtim/seçtirildim…
Her şeye rağmen tüm önyargılarımı bir kenara bıraktım. “Madem izleyeceğim, bari rahat olayım. Biraz gülerim, sinema değeri aramam, sonra da unutur giderim.” Dedim ve filmi bunun rahatlığıyla izledim. Kâr etti mi, hayır… Yine de izledikten sonra şurada iki satır yazmadan olmazdı.
Biliyorsunuz, yazar olarak kadroda Serkan Altuniğne de var. (bkz: senaryo demedim) Film de aslında ona yakışır şekilde karikatürlerle doluydu. Sadece çizili değildi. Aslında kabul ediyorum bir çok espiri de iyiydi. Mesela fragmanda da görülen, “promosyon pizzayı yiyip çemkiren pizzacı” karesi gayet eğlenceli. Fakat film içinde bu espiriyi 35 dakikalık bir sahne olarak görmek oldukça can sıkıcı. Filmdeki diğer espiriler de bu şekilde. Üzerine bazı espiriler özenle vurgulanıp, seyirciye açıklanıyor. Bu basitteki espirilerin açıklanması bir yana; izah mizahı bozar derler.. Sahiden de bozuyor.
Karakter hakkında artık yorum yapmaya da gerek yok sanırım. Fakat takip etmesem de bir şekilde izlediğim eski Recep İvedik videolarındaki adamla, bu adam aynı değil. Bir yarışma programında sunucuya biraz kabalık eden adama gülebiliyordum. Fakat daha film başlarken penisi kaşıyan, ona buna ardarda hadsiz el şakaları yapan adam güldürmüyor. En azından beni…
Oyunculuğa değinmiyorum bile.. Şahan karakterini oynamıştı. Fakat diğerleri ezberledikleri metinleri okumuşlar… Ve bence oyuncudan önce gelen yönetmen… Togan Gökbakar bu filmde ne kadar başarılıydı tartışmaya da lüzum yok aslında. Böyle karikatürler dizisini neredeyse hiçbir teknik bilgim olmadığı halde en az bu derece başarılı çekebilirdim. Fakat Buğra gibi etkileyici bir kısa filme sahip Togan’dan sinema adına daha güzel projeler beklemiyor değildim. Olmadı.. O da halinden memnun olduğuna göre, daha iyisini beklemeye de gerek yok..
Her neyse; başta da belirttiğim gibi bu yazıyı sadece izlediğim filmi pas geçmemek adına yorumladım. Benim için bu kadar kopuk ilerleyen ve kötü bir deneyim olan bu filmi, başarıyla yazmak da kolay değildi. Bu nedenle paragraflarımı bağlayamadığım için özür diliyor, 4 milyon izleyici karşısında benim kusurlarımın önemi olmadığını belirtiyorum..

Hasan Karacadağ’ın yeni filmi Semum yarın (yarın aslında bugün) vizyonda. Ben de bu geceki galada davetliler arasındaydım. İyi bir film görmeyi beklemiyordum açıkçası. Ancak böylesini de beklemiyordum.
Bugün (9 Kasım)