The Curious Case of Benjamin Button
Şubat 9th, 2009
Bu hafta (6 Şubat 2009) vizyona giren filmler arasında en iddialı olanı belki The Curious Case of Benjamin Button. Ya da Türkçe adıyla Benjamin Button’un Tuhaf Hikayesi. Filmi iddialı yapan bir çok şey var aslında. Her şeyden önce bu bir David Fincher filmi. Filmin baş rolünde Fincher’ın olmazsa olmazı Brad Pitt ve Cate Blanchett var.
Türkiye’de daha vizyona girmeden 2 farklı özel gösterimi oldu bu filmin. Birinde Warner Bross Türkiye, blog yazarlarını davet etti. Film böylece vizyona girmeden izlendi, anlatıldı ve popüler oldu. Benjamin Button’u popüler yapan şey de tabii ki ücretsiz öngösterimler değil, bloggerların yazdığı içten geridönüş yorumları oldu. Çünkü hakkında güzel şeyler konuşmayı hak ediyor film. Bu noktada bir diğer not da film dün BAFTA’da 3 ödül birden aldı. (Slumdog Millionaire de 7 ödül kapmış.)
Film 2 saat 40 dakika sürüyor. Kulağa alışık olmayanlar için ürkütücü de gelse, daha uzun olsa yine sıkılmadan izleyecektim. Bu uzun zaman diliminde filmin baş karakteri Benjamin Button’un hayatı eksiksiz anlatılıyor. Ortalama bir yaşam öyküsü, belki.. Filmde çok da çarpıcı, vurucu bir şeyler olmuyor. Ama Benjam’inin hikayesi tuhaf işte….
Birinci Dünya Savaşı’nın son günü; diğerlerinden çok daha çirkin, buruşuk doğan bu istenmeyen bebek (Benjamin) aslında 85 yaşında. Büyüdükçe de yaşlanmıyor, gençleşiyor. Tıpkı Can Yücel’in (olduğu sanılan) hikayesindeki gibi hayatı tersten yaşıyor. Çevresindeki herkes yaşlanıyor, Benjamin gençleşiyor… Tabii fiziken.
Bu süreçte büyüyor(?), çalışıyor, aşık oluyor, savaşa katılıyor… Yaşıyor.. Evet, Benjamin’in hikayesi tuhaf. David Fincher da oldukça masalsı bir dille, muhteşem bir görsellikte filmi anlatmış. Ama bence tuhaf olan bir başka şey; tersten de yaşasak, düzden de yaşasak gittiğimiz yol ve yolun sonu aynı…
Benjamin 80′li yaşlarda (ya da öyle görünürken) 7-8 yaşındaki Daisy ile arkadaşlık etmeye başlıyorlar. Bu arkadaşlık tabii ki zamanla aşk oluyor aynı dolu zıt yönlerde, ama birlikte yürüyen bu iki insan için. Aynı yaşlarda denk geldikleri an, belki en güzelidir. Ama dedim ya; yok aynı da olsa, aşkları hep var da olsa, zıt yönlere gidiyorlar…
Bence film henüz vizyondayken gidin izleyin. Sonra bir de gelip şu başlığa yorum yazın. (:
